Geri git   islamiyet.biz > Genel Kategori > Öneriler-İstekler
Albümler Ücretsiz Blog Forumları Okundu Kabul Et

Kur'an-ı Kerim Tilaveti Forum Minare Ramazan-ı Şerif İslami Video Ninniler
Öneriler-İstekler Yönetime Önerileriniz veya Yönetimden İstekleriniz.

7 gün 24 saat kesintisiz Kuran-ı Kerim Meali TIKLAYIN ve dinleyin..
İslamiyet.Biz Şu An İçin Arşiv Olarak Yayın Hayatına Devam Edecektir, Paylaşımlarınız İçin Diğer Forumumuza Kayıt Olmanız Gerekiyor, BURAYA TIKLAYIN

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-08-2007, 07:41 PM  
mum
eriyen bir mum
 
mum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 287
Teşekkür Sayısı: 44
67 Mesajda 39 Kere Teşekkür Aldı
mum has much to be proud ofmum has much to be proud ofmum has much to be proud ofmum has much to be proud ofmum has much to be proud ofmum has much to be proud ofmum has much to be proud ofmum has much to be proud of
mum - MSN üzeri Mesaj gönder
Lightbulb istek/rica

S.Aleykum

infakla ilgili yazı, kıssa ve nüktelere ihtiyacım var.
sahabe hayatından özellikle olursa sevinirim.

Yardımlarınızı bekliyorum
mum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:01 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

İNFAK


Helâl yollarla elde edilen malı, ihtiyaca ve dinin gerekli ya da hoş görüldüğü yerlere harcama, sarfetme. Allah'ın bir rızık olarak verdiği görünür-görünmez (zahir-batın) nimetleri yayma.Kelime arapça kökenli olmakla beraber, Islami bir terim muhtevası kazandığından bütün müslüman halklar tarafından aynı kapsamla kullanılır olmuştur. Arapçadaki kökü "ne-fe-ka" fiilidir. Bu kök "çıkma" ve "gitme"yi ifade eder. Arap tavsanının çıkış deligine "nâfika", imandan çıktığı için ya da kalbinden iman çıktığı için insana "münafık", pantolonda ayağın çıkış yerine "neyfak", azığın bitip tükenmesine "infak" yerin altından çıkış yeri olan tünele "nafak" denir ki, bunların hepsinin kök, mana ile ilişkisi vardır. Insanın şeran bakmakla yükümlü olduğu kimselere elinden çıkarıp vermekle yükümlü olduğu malı mükellefiyete de "nafakâ' denir ki, bunun da bu kökle ilişkisi açıktır. Terim olarak giriş paragrafındaki anlamların tümünü bünyesinde bulunduran "infak" tanımdan da anlaşılacağı gibi, insanın sahip olduğu bilgiyi (faydalı ilmi) yayma ve öğretme anlamına da gelir. Mesela Kur'an-ı Kerim'in daha ilk girişinde (2/3) kurtuluşa eren mü'minlerden sözeden, "bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler" ayeti "infak" a bu anlamı da yüklemiştir. Ve bu ayet aslında "infak" ta bulunması gereken özelliklere de"işareti" ile dikkat çeker: Ayette ki "min = den" eki, infak edenin sahip olduğu herşeyi verip yoksul kalmasını ve savurganlık etmesini değil, bir kısmını vereceğini, "mâ = şey" ifadesi, sadece maddi varlıktan değil, ilim gibi manevi varlıklardan da infak edileceğini, Allah'ın "bizim rızık olarak verdiklerimiz" ifadesi, "infak" ta başa kakma ve minnet duygusunun olamayacağını, çünkü verenin aslında Allah'ın malından verdiği, "infak ederler" ifadesi de, hem başka harcamalar için değil ihtiyaç (nafaka) için verirler, hem de, verdikleri çok az olmayıp bir ihtiyacı karşılayacak kadar olur anlamına verir ki, "infak"ın asıl özellikleri de bunlardır. Bu nitelikleri taşıyan "infak"ın yapıldığı yön (cihet) zaman ve şartlar itibari ile kendi içinde bir meratibi (hiyerarşisi) vardır. Mesela bir yönüyle "infak"ın farz, (vacip) ve mendup olanları vardır ki, bu sıralamaya göre "infak"ın farz olanlarının başında zekat gelir. Insanın kendine bakması ve çoluk çocuğuna yapacağı harcama (nafaka) da ikinci derecede farz olan "infak" tır. Üçüncü farz "infak" ise cihat için yapılacak harcamadır. Bütün çeşitleriyle sadakalar ise "infak"ın mendup (hoş ve arzulanan) kısmını oluşturur. (Kurtubî I/179) "Infak"ın tüm çeşitleri ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de ikiyüze yakın ayet-i kerime vardır ki bu, islam toplumundaki maddi transfer, mülkiyet seyyaliyeti, servet törpülenmesi, gelir hatta servet dağılımı, olandan olmayana transfer (sosyal güvenlik ödeneği) kısaca sosyal adaletin hangi boyutlarda motive edildiğinin belirgin bir göstergesidir, "infak"ın mekruh ve haram olanı ise olmaz. Çünkü bu terimin anlamı bütünüyle olumludur. Mekruh ya da haram olan harcamalara "infak" değil "israf', "savurganlık" vs. denir.
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:01 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

Ancak "infak"in sadece teberru (tatavvu) şeklindeki harcamalara denebileceği, zekatı içine almayacağı da söylenmiştir. Fakat birinci görüş daha doğrudur.( Razî 2/3. ) Diğer bir yönden "infak"ın hiyerarşisini Allah Rasülü (s.a.) bir hadisleriyle açıklar: "Gelip, bir dinarım var (ne yapayım?) diye soran birisine: kendine harca (infak et) buyurdu. Iki dinarım varsa? Ev halkına harca. Üç dinarım varsa? Hizmetçine (çalıştırdıklarına) harca. Dört dinarım varsa? Ebeveynine harca. Beş dinarım varsa? Yolunlarına harca. Altı dinarım varsa? Allah yolunda harca, buyurdu" el-Bakara suresi 2/215. ayeti bu hiyararşiye daha net bir sıra çizer: "Ne infak edeceklerini sana sorarlar. De ki, hayır olarak infak ettiklerinizi ebeveyninize, yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara (harcayın)" Bir başka hadis-i şerif aynı derecelemeye değişik sartlara göre biraz değişik bir sıra çizer: "kişinin infak deceği en hayırlı para (dinar) çoluk çocuğuna harcadığı, Allah yolunda (cihadda) bineğine harcadığı, yine Allah yolunda arkadaşlarına harcadığı paradır." Bir diğerinde ise: "Allah yolunda (cihadda) infak ettiğin bir dinar, bir köle azat etmek için infak ettiğin bir dinar, bir yoksula sadaka olarak verdiğin bir dinar ve çoluk çocuğuna harcadığın bir dinardan ecri en büyük olanı çoluk çocuğuna harcadığındır"( Kurtubî I/179) denir.Rasülullah'ın hadislerinde de her çeşidiyle "infak" vurgu ile tavsiye ve teşvik görür. O herkesin, yarım hurma ile de olsa kendisini kurtarması gerektiğini, sadakanın rızkı çogaltacağını, ömrü ve malı artıracağını, Rabbin gazabını dindireceğini, zafere sebep olacağını, malın bereketi olduğunu söyler. Zaten Allah da (c.c.) yapılan bir infakın yerinin Allah tarafından doldurulacağını haber verir. (34/39) Yine Allah Rasulü (s.a.) "infak" etmeyenin rızkının daraltılacağını, cömertliğin Allah'ın ahlakından olduğunu, yoksullara arka çıkmanın kötü ölümü engelliyeceğini, sadakanın (bir paratöner gibi) belayı önlediğini... bildirir.Kısaca bütün çeşitleriyle infak Islamın ikinci temel unsuru, "köprüsü" ve dünyayı düzene koyma aracı olarak görülür.
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:09 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

İman etmiş kullarıma söyle: "Alış-verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler." (14/31)

Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. "Sizi kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır. (57/7)

Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir." (2/215)

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (3/92)

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (2/261)

Onlar ki, mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (2/274)

Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı vaat etmiştir. Allah, yaptıklarınızdan hâberdardır. (57/10)

İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar, sizin benzeriniz de olmazlar. (47/38)

Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve Salihler den olsam" demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. (63/10)
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:11 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

Nafaka verip geçindirme, besleme, Allah yolunda harcama. Bir terim olarak; gerek hısımlardan ve gerekse diğer insanlardan yoksul ve muhtaç olanlara para veya maişet yardımı yaparak, onların geçimini sağlama, demektir. Zarûrî ihtiyaç ve maişet için sarfolunacak paraya ve azık çeşidine "nafaka" denir. Bir kimsenin kanunen geçindirmek zorunda bulunduğu kimselere mahkeme kararıyla bağlanan aylık da bu adı alır.

İslâm hukukunda infakın kapsamı geniştir. Aile reisinin bakmakla yükümlü olduğu kimselere harcama yapmasını kapsadığı gibi; diğer yoksul ve muhtaçlara yapılan zekât, sadaka ve benzeri yardımları da anlamı içine alır. Zekât gibi miktarı belirli yardımlaşma hükümleri gelmeden önce, Ashâb-ı kiram yoksullar için ne kadar harcayacaklarını bilmiyorlardı.

Muaz b. Cebel ile Sa'lebe Hz. Peygamber'e "Kölelerimiz ve hısımlarımız var. Bunlara malımızdan ne şekilde ve ne miktarda harcayalım" diye, şu ayet inmişti: "Ey Muhammed! Sana, hangi şeyi nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyacınızdan artanı verin"(el-Bakara, 2/219). Zekât farz kılınmadan önce, kazanç sahipleri, bu ayete göre, her günkü kazançlarından kendilerine yetecek kadarını alır, gerisini tasadduk ederlerdi. Altın, gümüş gibi nakit sahipleri de, bir yıllık geçimini ayırır, geri kalanını Allah yolunda harcarlardı (ez-Zebîdî, Tecridî Sarîh, Terc. K Miras, Ankara 1978, XI, 371).

Kur'an-ı Kerîm'in pek çok âyetinde, varlıklı müminlere "Allah yolunda infak" emir ve tavsiyesinde bulunulmuş, Allah yolunda harcayanlar övülmüştür.

"Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin en helâl ve iyisinden Allah yolunda harcayın (zekât ve sadaka verin)" (el-Bakara, 2/267);

"Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, iste onların, Rableri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir kortu yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır" (el-Bakara, 2/274);

"Mallarını Allah yolunda harcayanların hâli, her başağı yüz daneli yedi başak bitiren bir tohumun hâli gibidir. Allah dilediği kimseye daha kat kat verir,. Allah'ın ihsanı çok geniştir. Her şeyi hakkıyle bilendir" (el-Bakara, 2/261).

Bakara Suresi'nin ilk ayetlerinde takvâ sahiplerinin vasıfları sayılırken, "Allah yolunda harcayanlar"; gayba inanan ve namaz kılandan sonra üçüncü sırada zikredilir (bk. el-Bakara, 2/3; Âlu İmrân, 3/134).

Allah yolunda yapılan harcamanın, malın sevilen çeşidinden yapılması, kişiyi "birr" derecesine ulaştırır. Ayette şöyle buyurulur: "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcayıncaya kadar Cennete ve iyiliğin en güzeline (birr) eremezsiniz" (Âlu İmrân, 3/92). Bu ayet inince, Ebû Talha (r.a) en çok sevdiği malı olan "Bırhâ" bahçesini Allah yolunda tasadduk etmek istemiş, Hz. Peygamber'in; "yakın hısımlarına ve amcasının oğullarına vermesi" tavsiyesine uyarak böyle yapmıştır (Buhârî, Zekât, 44, Vesâyâ, 17, 26; Müslim Zekât, 43; Ahmed b. Hanbel, III, 141, 256). Hz. Ömer Hayber'den hissesine düşen değerli ganimet toprağını vakfetmiştir (İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsir, Beyrut 1981, I, 299).

Zeyd b. Hârise (r.a) "Seyl" adındaki ünlü atını tasadduk etmesini Hz. Peygamber'den istemiş, O da atı Usâme b. Zeyd (r.a)'e vermiştir. Hasan el-Basrî şöyle der: "Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için sadaka olarak verirse bu ayetteki "birr"e mazhar olmuş olur". Ömer b. Abdülaziz, yoksullara bol miktarda şeker dağıtır ve sebebini soranlara da şu cevabı verirdi: Çünkü ben en çok şekeri severim.

İnfakın en fazîletlisi ve en önde geleni kişinin muhtaç durumda bulunan hısımlarına yaptığı harcamalardır. Ayette şöyle buyurulur: "Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihat, imamet ve miras gibi bazı konularda) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler, mallarından onların geçimini sağlamaktadırlar" (en-Nisâ, 4/34). Âile fertlerine yapılacak harcama sadaka hükmündedir. Hadiste şöyle buyurulur:"Bir müslüman, aile fertlerinin geçimini, Allah'ın rızasını umarak sağlasa bu, kendisi için sadaka olur".

Hadiste zikredilen aile fertlerine (ehl); karısı, çocukları, nafakası kendisine gerekli olan erkek ve kız kardeşleri ile amcası ve amcasının çocukları, evinde beslediği yabancı yoksul çocuklar dahildir. Bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kimseleri geçindirmesi, onun üzerine vaciptir. Eğer bu masrafları yaparken Allah rızasını kazanmayı kastederse, sürekli sadaka ecri alır. Ancak bu konuda Allah rızasını kasdetmezse, üzerinden borç düşer, fakat ayrıca bir ecir alamaz (bk. ez-Zebîdî, a.g.e, IV, 411-417, XI, 372, 373). Buna, Sa'd b.
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:11 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

Ebî Vakkas'ın naklettiği şu hadis de delâlet eder:

Veda Haccı yılı Mekke'de hastalanan Sa'd b. Ebî Vakkas tek varisi olan kızına çok servet kalacağını düşünerek servetinin üçte ikisini vasiyet yoluyla başkasına bırakmak ister. Hz. Peygamber razı olmaz. Yarısını bırakmak ister. Resulullah (s.a.s), "üçte birini vasiyet etmesi" ne müsaade eder ve şöyle buyurur:

"Ey Sa'd! Senin mirasçılarını zengin bırakman, onları yoksul ve başkalarına avuç açar bir halde bırakmandan daha hayırlıdır. Sen, Allah rızası için harcadığın nafakadan dolayı ecir alırsın. Hatta, yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmadan ötürü de ecir alırsın" (Buhârî, Merdâ, 16; Mâlik, Muvatta', Vasiyye, 4). Ancak Sa'd, bu hastalığından iyileşip uzun bir müddet daha yaşamış ve bu kızından başka çocukları olmuştur.

Buna göre, bir kimse, malının üçte birine kadar olan kısmını vasiyet yoluyla Allah yolunda harcayabilir. Servetin üçte ikisi mirasçıların korunmuş hissesidir. Ancak, mirasçılara vasiyetle mal bırakılması hadisle yasaklanmıştır. Çünkü mirasçılara Allahu Teâlâ belirli miras hisseleri tahsis etmiştir (bk. en-Nisâ, 4/11, 12, 176; el-Enfâl, 8/75).

Zorunlu nafaka ikiye ayrılır:

1. Kişinin gücü yettiği zaman kendisi için gerekli olan nafaka. Bu, başkalarına yapılacak yardım ve Allah yolunda harcamadan önde gelir. Çünkü kişinin yaşamını sürdürmesi ve başkalarına olan infak görevini yerine getirebilmesi buna bağlıdır. Hz. Peygamber; "İnfaka önce kendinden, sonra nafakası senin üzerine vacip olan kimselerden başla!" (Buhâr;, Zekât" 18, Nafakât, 3; Müslim, Zekât, 41; Tirmizî, Zekât, 38, Zühd, 32; Nesaî, Zekât, 51, 53, 60) buyurur.

2. Müminin başkalarına olan infakı. Başkasına infakın farz olmasının üç sebebi vardır: Evlilik, hısımlık ve mülk.

Evlilikte, koca eşinin yeme, içme, giyim ve mesken ihtiyacını karşılamak zorundadır. Emsalinin evinde hizmetçi bulunuyorsa o da nafaka kapsamına girer (bk. el-Bakara, 2/233; et-Talâk, 65/6, 7; Buhârî, Nafakât, 1-4; Ebû Dâvud, Menâsik, 56; el-Kâsânî, Bedâyîu's-Sanâyi', Mısır 1909-1910, IV, 40; Hamdi Döndüren, İslâm Hukuku, İstanbul, 1983, S. 294 vd.).

Eşler dışında, biri diğerine evlenme engeli teşkil edecek kadar yakın hısım (mahrem) olunca, bunlar arasında nafaka cereyan eder. Anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlar, kardeşler, hala, amca, dayı ve teyze bunlar arasında sayılabilir. Ayetlerde şöyle buyurulur: "Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin" (en-Nisâ, 4/36)."O halde, akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver" (er-Rûm, 30/38).

Hz. Peygamber, iyilik yapmaya en lâyık kimin olduğunu soran bir sahabeye şöyle cevap vermiştir: "Annen, sonra, yine annen, sonra yine annen. Sonra, baban. Sonra en yakınından başlayarak uzağa doğru diğer hısımların" (eş-Şevkânî, Neylü'l Evtâr, VI, 327).

Hanefîler bu ayet ve hadislerdeki "hısımlar"ı, "mahrem hısımlar" şeklinde sınırladılar. Çünkü; "Babanın yükümlülükleri aynen mirasçıya da geçer" (el-Bakara, 2/233) ayeti, Abdullah b. Mes'ûd (ö. 32/652) kırâatinde "Babanın yükümlülükleri aynen mahrem hısımlardan olan mirasçıya geçer" şeklinde rivayet edilmiştir.

İslâm hukukçuları eş ve diğer hısımların nafakasının; yiyecek, katık ve giyeceğin belde örfüne göre ve yükümlünün durumu dikkate alınarak "yetecek ölçüde" olması gerektiği konusunda görüş birliği hâlindedir.

Çünkü nafaka ihtiyaç sebebiyle vacip olmuştur. İhtiyaçlar da yeterli ölçüdeki (kifaye miktarı) şeylerle giderilebilir. Hz. Peygamber (s.a.s) Ebû Sufyan'ın karısı Hind'e; "Kocanın malından, örfe göre sana ve çocuklarına yetecek kadar al" (Buhârî, Buyû', 95; Nesaî, Kudât, 31; İbn Mâce, Ticârât, 65; Dârimî, Nikâh, 45) buyurmuştur. Burada onun ve çocuklarının nafakası kifaye miktarında belirlenmiştir. Diğer hısımların da buna kıyas yapılarak aynı ölçüde olması gerekir. Eş veya diğer hısım hizmetçiye muhtaçsa, nafaka kapsamına o da girer. Felçli durumdaki yoksul anne veya babanın bir hizmetçiye baktırılması gibi.

Hamdi DÖNDÜREN
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:12 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

Malları İnfak Ve Harcama Yolları

Farz veya müstehap olarak malları harcamanın helal yolları bütünüyle 24 kısma ayrılır. Bunların yedi kısmı insanın şahsî masraflarıyla ilgilidir. Beş kısmı, nafakası insanın üzerine farz olan fertlere mahsustur. Üç kısmı insanın yerine getirmesi gereken şer'î borçlardır. Beş kısmı gerekli bahşiş ve hediyelerdir. Dört kısmı da hayır yolda yapılan harcamalardır.

1- İnsan için gerekli olan şahsî masraflar şunlardır: Yiyecek, içecek, giyecek, evlenme masrafı, hizmetçi, ihtiyaç duyduğu eşyaların tamiri, nakli ve korunması için ücretlilere verilen ücretler, ev ve geçim ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli eşyalar.

2- Nafakası farz olan fertler de şunlardır: Evlat, anne, baba, hanım ve köle. Bunların nafakasını vermek, ister varlıkta olsun, ister yoklukta, insana gereklidir.

3- İnsanın yerine getirmesi gereken üç şer’î borç da şunlardır: Her yıl verilmesi farz olan zekât; (hayâtta yalnız bir defa) farz olan hac ve kendi zamanında (İslam ve küfür arasında savaş çıktığında) farz olan cihad (masrafları).

4- Müstehap olan beş kısım bağış ve ihsan da şunlardır: Kendisinden üsttekilere bağış, akrabalara bağış, mü'minlere bağış, sadaka verip ihsanda bulunmak ve köle azat etmek.

5- Hayır yolda yapılan dört harcama da şunlardır: Borcu ödemek, emaneti vermek, borç vermek ve misafiri ağırlamak. Bunların hepsi sünnette sabit olan şeylerdir.
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:15 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

İnfakta Sınır Tanımayanlar

Aşkın en belirgin ölçüsü sevgili uğruna yapılan fedakarlıklardır.Allah Rasülüne aşkla bağlı olan Sahabe-i Kiram; elinde avucunda bulunanı O’nun yoluna kullanmada insanlık tarihine şeref tablosu fedakarlık örnekleri sergiler. Vermenin İslami literatürdeki ifadesi; İnfaktır. İnfak; sadaka-zekatı da içine alan,ancak o kalıba sığmayacak ölçüde mal-para-imkan sarf etmek demektir. Şimdi önce Mekke’ye sonra Asr-ı Saadet Medine’sine doğru yola çıkalım;görelim nasıl infak etmişler?

Kervan Bohçaya Sığar mı?: Henüz İslam gelmemiş...Hz.Hatice kendi ticaret şirketinde sermaye ortağı olarak genel müdürlük yapan Hz.Muhammed’i an be an gözlemekte,haline,ahlakına hayran olmaktadır.Şam seferinden dönüşünde evinin damından kervanı seyrederken, Muhammed’in başı üzerinde gölgelik eden bulutu fark etmekte gecikmez.Karar vermiştir; evlenme teklif edecektir.
Hizmetkarı Naile Hatun’la haber yollar.Muhammed teklifi kabul edince Mekke ulularının bulunduğu bir söz yemeği yenir. Ardından karşılıklı bohça yollanması ile nişan yapılacaktır.
İşte o günler... Muhammed biraz tedirgin ve telaş içinde... Hatice gibi hem madden hem de ahlaken saygın bir hanıma layık bohçayı kendi imkanları ile nasıl hazırlayacaktır? Bunun sıkıntısı ile can dostu, biricik arkadaşı Ebubekir’in dükkanına uğrar bir öğle vakti. Ticaretle meşgul olan Ebubekir; kapıdan girer girmez can dostunun yüzüne yansıyan sıkıntıyı fark eder. Zaten gönül bağı olanlar, değil yüz yüze, kilometreler ötesinden dahi sezmektedir birbirlerinin halini.Aralarında aşk olanlar için mesafe engel değildir hissetmeye.

Buyur edip yer gösterdikten sonra sorar Ebubekir:
-Hayrola Ya Muhammed? Anlat hele...Bir sıkıntın var senin!..
Hz.Muhammed:
-Evet Ya Ebubekir, biliyorsun Hatice ile söz kestik.. Bugün yarın bir de nişan bohçası yollamak lazım..Halimiz malum.. Bir miktar borç verir misin? Hatice’ye bir şeyler almak için!..

Ebubekir gülümser ve çıraklarına seslenir:
-Soğuk su verin hele!..Sonra bal şerbeti ikram edin..Muhammed’im pek sever bal şerbetini!..
Düşündüğün sıkıldığın şey bu mu Ya Muhammed? Bekleyelim,elbette Rabbimiz bir kolaylık ihsan eder..Otur biraz,bizim Şam kervanı hele bir dönsün,bakarız çaresine...

Hz.Muhammed ferahlamıştır. Ebubekir, kervan gelince kumaşlar ve türlü mücevherattan bir bohça nasılsa hazırlayacaktır.

Güneş ikindiden akşam serinliğine doğru ağarken, Mekke öğle uykusundan uyanmış sokaklara can gelmiştir. Dışarıda bir şenlik havası esmeye başlar. Çocuklar bağrışmaktadır: “Kervan geldiii... Kervan geldiii!..”

Ticaretle uğraşan Kureyş için kervanların geliş-gidişi şenliktir, düğündür. Deve çıngırakları ve at kişnemeleri dükkana yaklaşmaktadır. Az sonra Ebubekir’in kervanbaşı kapıda görünür ve seferle ilgili raporunu arz eder:
-Efendimiz!.. Seferimiz oldukça bereketli geçti. 60 deve dolusu mal, 20 at, 30 işçi ile döndük.. Kervanı çarşıya mı çekelim, yoksa depoya mı?

Ebubekir:
-Hayır, hayır, hayır!... Ne depoya ne çarşıya!... Kervanı doğruca Hz.Hatice’nin evine çekin.. Bu kervanı Muhammed’imin söz bohçası olarak her şeyi ile ona bağışlıyorum!..

Kapıda duran kervanbaşı bu infak karşısında küçük dilini yutmak üzere iken Ebubekir devam eder:

-Haa, Unutmadan!..Doğrudan gitmeyin,Kabe’nin oradan dolaşın!... Davullar çalın,ezgiler söyleyin, şenlikle gidin. Mekke uluları görsünler yetim dedikleri Muhammed’imin söz bohçasını!...

Kervanbaşı “Emredersiniz” deyip işine dönerken Muhammed’le Ebubekir birbirlerinde Cemalullah’ı seyrederek tebessüm etmektedirler. Aşıklar doyamaz birbirinin yüzüne bakmaya. O an seyredilen Hakkın Vechidir çünkü.

Mekke ileri gelenleri günlerce bu olayı konuşur. Ebubekir koca kervan bağışlamıştır Muhammed’ine.
Bu sevgiyi maddi kalıplarla izah güçtür.
Aşkla bağışlananı, akılla kim kavrayabilmiş ki?!...
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:16 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

Çocuklarına,Ailene Ne Bıraktın? Bu defa Medine’deyiz.. Tebük harbine çıkılacak.. Müminler harp hazırlığı için ellerinde avuçlarında ne varsa getiriyorlar. Hz.Ömer Ebubekir’le gizli bir yarış içinde... O ne getirirse daha fazlasını getirecek Ömer... Elinde olanın en büyük kısmını alıp Rasül’e veriyor. Soruyor Kainatın Efendisi:
-Ya Ömer malının ne kadarını getirdin?
Ömer:
-Ya Rasülallah malımın yarısını getirdim, diyor hafifçe göğsünü gererek..
Geriye ne bıraktın Ya Ömer, diyor Rasül.
Ömer:
-Aileme, çocuklarıma kalan yarısını bıraktım Ya Rasülallah!..

O esnada Ebubekir’in getirdiğini az bularak içinden seviniyor Ömer. Şimdi Onu geçtim, diye mırıldanıyor. Rasül bu defa Ebubekir’e dönüyor:
-Sen ne kadarını getirdin Ya Ebubekir?
Ebubekir:
-Malımın tamamını getirdim Ya Rasülallah!..
Rasül:
-Ya Çocuklarına, Ailene ne bıraktın?
Ebubekir:
-Onlara Allah ve Rasül Aşkını bıraktım Ya Rasülallah!

Rasül manidar gözlerle Ömer’e bakar. Ömer Ebubekir’den çok mal getirmiştir ama malının tamamını verememiştir. Anlamıştır Sıddiyk’i geçemeyeceğini.. Onun adı Ebubekir’dir, O’nun için Maşukundan ileri ne bir değer, ne sevgi, ne de tutku vardır.O sorgulamadan, hem de ilk gün iman etmiş, Ömer’se 40.sırada katılmıştır saadet yolcularına.
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-09-2007, 03:17 AM  
Administrator
 
Minare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 154
Teşekkür Sayısı: 1
24 Mesajda 17 Kere Teşekkür Aldı
Minare is an unknown quantity at this point
Standart

Ağlatan Kavanoz: Ebubekir vefat etmiş.. Ömer hilafeti teslim almış,devlet emanetlerini inceliyor bir akşam vakti. Sandıklar açılıyor,evraklar ve mali hazineye ait altınlar, dirhemler tasnif edilip devir teslim yapılıyor. Evrakları tek tek inceleyen Ömer sandıklardan birinde bir kavanozla karşılaşıyor. İçi dirhemlerle dolu kavanozu merak ederek açıyor. İçinden şu not çıkıyor:

“Ben ki; Allah Rasülü’nün Halifesi Ebubekir.. Hilafetim süresince devlet hazinesinden bana bağlanan maaşı almaya haya ettim ve hiç kullanmadım. Çünkü bulunduğum makam; tebliğini ücretsiz, Hak Rızası için yapan Rasül makamı idi.Tamamen kendi gayretimle geçindim. Benden sonra gelecek halifeye teslim edilmek üzere tüm maaşım bu kavanozdadır. Devlet hazinesine kaydedilsin!..”

Hayatı Ebubekir’le hayır yarışına dönüşen Ömer olduğu yere öylece çöker. Ağlamaklı vaziyette şunları söyleyecektir:
-Ne kadar büyüksün Ya Ebubekir!.. Hayatında seni geçmeme fırsat vermedin, vefatın sonrasında da buna imkan tanımıyorsun. Ne kadar büyüksün Ya Sıddiyk!..
__________________
Lanet olsun yalan dünya
Ben seni üç talakta boşadım...

www.minare.net
Minare isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
 

Bookmarks
Digg del.icio.us StumbleUpon Google

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ben sizden birşey rica edeceğim:) ebru Öneriler-İstekler 1 07-20-2008 09:37 PM
Bir rica.... HüZüN Öneriler-İstekler 6 05-30-2008 10:42 AM
bir istek kervan İlahiler, Ezgiler, Şiirler 5 04-26-2008 08:31 PM
yönetime iki rica NUR44 Öneriler-İstekler 0 06-11-2007 12:36 AM
öneri-rica ne anlarsanız işte saber Öneriler-İstekler 3 03-17-2007 12:07 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:05 AM .