Geri git   islamiyet.biz > İslamiyet > Tasavvuf
Albümler Ücretsiz Blog Forumları Okundu Kabul Et

Kur'an-ı Kerim Tilaveti Forum Minare Ramazan-ı Şerif İslami Video Ninniler
Tasavvuf Tasavvufi meseleler...

7 gün 24 saat kesintisiz Kuran-ı Kerim Meali TIKLAYIN ve dinleyin..
İslamiyet.Biz Şu An İçin Arşiv Olarak Yayın Hayatına Devam Edecektir, Paylaşımlarınız İçin Diğer Forumumuza Kayıt Olmanız Gerekiyor, BURAYA TIKLAYIN

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-01-2007, 02:45 PM  
Üye
 
s_ertay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Yaş: 24
Mesajlar: 7
Teşekkür Sayısı: 0
0 Mesajda 0 Kere Teşekkür Aldı
s_ertay is a glorious beacon of lights_ertay is a glorious beacon of lights_ertay is a glorious beacon of lights_ertay is a glorious beacon of lights_ertay is a glorious beacon of lights_ertay is a glorious beacon of light
Standart Amenu Olmak, Takva Sahİbİ Olmak..

Selamun, Aleykum

Hepimizin bildiği gibi, dînler yoktur. Bir tek dîn vardır. Hz. Âdem’den Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e kadar gelen tek bir dîn vardır. Hristiyanlık diye, Yahudilik diye ve İslâm diye ayrı ayrı dînler olmamıştır.
İslâm, Hz. İbrâhîm’in “hanif” dîninin adıdır. Hanif ise, İslâm anlamına gelmektedir, Allah’a teslim olmak anlamına gelmektedir. Hz. İsa’nın zamanında yaşanan dîn de Hz. Musa’nın zamanında yaşanan dîn de yine Hz. İbrâhîm’in hanif dînidir. Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
42/ŞURA-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Allahû Tealâ diyor ki: “Sana verdiğimiz şeriatla Hz. İsa’ya verdiğimiz şeriat, Hz. Musa’ya verdiğimiz şeriat, Hz. İbrâhîm’e verdiğimiz şeriat, Hz. Nuh’a verdiğimiz şeriat birbirinden farklı şeriatlar değildir. Hepsi aynı şeriattır.”
Şeriattan neyi kastettiğini de Allahû Tealâ açıklığa kavuşturuyor:
1. özellik, dîni ayakta tutmak,
2. özellik, dînde fırkalara ayrılmamak. Yani “Tek bir fırka oluşturacaksınız.” diyor Allahû Tealâ. İşte konumuz da bu tek fırkanın oluşturulması.
Hz. İbrâhîm, Hz. Musa’dan da Hz. İsa’dan da Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den de daha önce yaşamış olan bir peygamberdir. Allahû Tealâ Hz. Nuh’a verdiği şeriatı önce Hz.İbrâhîm’e vermiştir. Hz. İbrâhîm’e verdiği şeriatı da daha sonra bu üç peygambere vermiştir. Hepsi aynı şeriatı yaşamışlardır. Allahû Tealâ bu beş peygambere, “ulûl’azm peygamberler” diyor.
Bu peygamberlerin yaşadığı dizayna biraz daha yakından bakarsak, Hz. İbrâhîm’in hanif dînini görürüz. Allah’a teslim dînini görürüz. Bu dînin esasları şunlardır:
1- Vahdet. Tek Allah’a inanmak, Allah’ın tekliği (Vahdet-i Vücut da tek vücut demektir).
2- Tevhid. Tek olan Allah’a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu tek bir fırka.
3- Teslim. Ruhu, vechi (fizik vücudu), nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek.
İşte kâinatın dîni bunlardan ibarettir. Ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek dînin temelidir. Bütün bu teslimlerin başlayabilmesi ise bir taleple %100 ilişkilidir. Dînin olmazsa olmaz şartı; mevcut olmazsa insanları mutlak cehenneme götürecek olan şartı: Allah’a yönelmek, Allah’a münîb olmak veya âmenû olmak, Allah’a ulaşmayı dileyen bir inanan kişi olmaktır. Allah’a ulaşmayı dileyen bir mü’min olmaktır.
Âmenû kelimesi, hem Allah’a ulaşmayı dilemeyen inananlar için kullanılmaktadır hem de Allah’a ulaşmayı dileyenler için kullanılmaktadır. Bunu âyet-i kerimelere baktığımız zaman hemen görmek mümkündür. Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

8/ENFAL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Anlıyoruz ki buradaki “takva sahibi olmak” Allah’a inanmanın ötesinde bir olaydır. Çünkü Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede, âmenû olanlara, inanan birisine seslenmektedir. Eğer o kişi takva sahibi değilse, gideceği yer cehennemdir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

50/KAF-31: Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayre baîd(baîdin).
Cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
s_ertay isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
 

Bookmarks
Digg del.icio.us StumbleUpon Google

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kibar olmak mı önemli yoksa haklı olmak mı? hamra Kişisel Gelişim 1 05-28-2008 11:51 PM
Uhud'da Hamza olmak! hamra Sınırsız sohbet.. 3 05-28-2008 12:42 PM
Kimsesizlerin Kimsesi Olmak Liya Hadis ve Sünnet 0 05-25-2008 01:36 AM
Abla olmak hamdioruc Şiir ve Edebiyat 1 05-16-2008 06:47 PM
21.yüzyılda MUS'AB olmak BelinAY Muhtelif 0 07-22-2007 03:19 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:09 AM .